Hakkımda

Fotoğrafım
Turkey
Unutmamak adına bir AKIL DEFTERİ.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Bülbülü Öldürmek


Bu ay okuduğum kitaparın büyük çoğunluğu Büyük Buhran dönemi Amerikasından kesitler sunmaktaydı. Okumak için geç kaldığımı bir kitap olan, Bülbülü Öldürmek de arka fon olarak Büyük Buhran dönemi Amerikasını alıyor. 
Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın güneyinde, Alabama'da Maycomb isimli kurmaca bir kasabadaki olayları anlatmakta. Olaylar 9 yaşındaki kız çocuğu Scout Finch'in gözüyle aktarılıyor. Scout, abisi Jem, her yaz kasabaya gelen Dill ve babaları Atticus hikyenin ana figürlerini oluşturuyor. Tutucu, dedikoducu bir Amerika taşra kasabasında meydana gelen olaylarla, ekonomik krizin hüküm sürdüğü coğrafyada aynı zamanda ırk, sınıf ve cinsiyet ayrımının da yoğun bir şekilde yaşandığına şahit oluyoruz.

İki kısımdan oluşan kitabın ilk kısmı ikinci bir bölüme göre daha naif olayları anlatmakta. Scout, Jem ve Dill merkezli olarak biraz da çocukça bir şekilde komşu evde yaşayan, kasabalı tarafından bir canavarmış gibi gösterilen Boo Radley'den korkma ve onunla iletişime geçme çabaları anlatılmakta.

Kitabın esas vurucu kısmı ikinci bölümle başlıyor ve ilk bölüme göre daha sert bir hikaye karşımıza çıkıyor.   Irkçılığın doludizgin yaşandığı bir zamanda beyaz bir kadına tecavüz suçuyla yargılanan Tom Robinson'u savunan Atticus sebebiyle çocuklar kendilerini olayların ortasında bulurlar. Bütün göstergeler sanığın suçsuzluğunu gösterse de sırf renginden dolayı suçlu bulunacağı bilinen bir dava. Kazanamayacağını bildiği bir savaşa giren bir idaealist bir baba ve avukat. Bütün olanların saçmalığını ve yanlışlığını gören çocuklar. Belki de hikayeyi bu kadar sert hale getiren bütün olayları küçük bi kız çocuğunun gözünden okumak oluyor.

Olayların bitiminde Scout'un söylediği söz herşeyi özetliyor aslında; "Jem'le bundan sonra büyüsek bile öğreneceğimiz fazla bir şey kalmadığını düşündüm, bir tek cebir kalmış olabilirdi."

Eğer okumadıysanız benim gibi geç kalmayın derim.





2 yorum:

  1. okumadım ama filmini izledim, pek güzeldi.

    YanıtlaSil
  2. Su gibi akıp giden güzel bir roman... Amerikan sinemasının, sıradan olan ve olmayan tüm filmlerindeki çocuk karakter ve sahnelerinin kaynağı bence bu ve bunun gibi hikayelerdir, demiştim ben de.
    Bu arada kitap,Nell Harper Lee'nin hayat hikayesinden de kesitler taşıyormuş, o da babası gibi avukatmış...Başka da roman yazmamış.

    YanıtlaSil